Tencere, dava, algı : 2023’ü hangisi kazandıracak ?
- Öznur Küçüker Sirene
- 9 Eyl 2021
- 3 dakikada okunur

2023 seçimleri hızla yaklaşırken karşımıza temel olarak üç seçmen profili çıkıyor.
Birinci kategorinin çoğunluğunu dar gelirli aileler oluşturuyor. Bu kategorinin davranış biçimini anlamak için psikolojiye başvurabiliriz. Maslow piramidinde “yemek” insani ihtiyaçların temelini oluşturur. Bir başka deyişle yemek ihtiyacını karşılamakta zorlanan bir kişi daha farklı taleplerde bulunmaya dahi gerek duymaz. Bunun siyasi karşılığı özetle şudur : “Tencerenin deviremeyeceği iktidar yoktur”. Bugün her ne kadar Türkiye ekonomisi büyüme oranı ve ihracat rakamları açısından ele alındığında bir şahlanış döneminde de olsa, bu başarı maalesef başta küresel ekonomiyi alt üst etmiş pandemi olmak üzere farklı sebeplerden dolayı halkın cebine yansımıyor. “İstanbul, Ankara’yı patates, soğan yüzünden kaybettik” düşüncesi aslında temelsiz değildir. AK Parti’nin var oluş sebeplerinden en önemlisi kuşkusuz ekonomik başarısı ve ülkede orta sınıfın güçlenmesine verdiği katkıdır. Ancak Türkiye 20 yıl önceki Türkiye değil. Kimse bir tarafında gecekondu, diğer tarafında yalıların olduğu İstanbul’u hatırlamıyor. Herkes her geçen gün daha iyisini ve fazlasını isterken, diğer yandan da her gün televizyonda duyduğu başarıların cebine yansımasını bekliyor. Gelir adaletsizliği, enflasyon, işssizlik gibi sorunlara çözüm bulunamazsa ve her şeyden önemlisi halkın cebini yakan gıda fiyatlarında bir tutarlılık sağlanamazsa, elbet bunun 2023 seçimlerinde bir karşılığı olacaktır. Önceliği geçim sıkıntısını gidermek olan bu kategoriyi, “Mısır ile de ilişkilerimizi normalleştirdik”, “Karadeniz’de 405 milyar m3 doğalgaz rezervi keşfettik”, “Bugün SİHA’larımızı bir NATO ülkesine de satabiliyoruz” gibi haklı argümanlarla cezbetmek mümkün olmaz.
İkinci kategori, “ideolojik seçmen” olarak adlandırabileceğimiz, her seçimde, geliri ne olursa olsun, sadece bir ideoloji uğruna oy veren kesimden oluşuyor. Bu kategoride şöyle tepkiler işitebiliriz : “İsterse dolar 50 TL olsun, yine de oyumu Erdoğan’a ve milli davaya veririm”. Bu tepki karşı tarafta şu şekilde de tezahür bulabiliyor : “Biz oyumuzu 3 kuşaktır Atatürk’ün kurduğu partiye veririz”. Bu kategorideki seçmeni ne patates soğan fiyatı, ne de TL / Dolar kuru ilgilendiriyor. İşin en enteresan tarafı ise, birbirleriyle taban tabana zıt görüşte olarak nitelendirebileceğimiz ideolojik seçmenlerin bu seçimlerde sırf Erdoğan düşmanlığı nedeniyle aynı cephede birleşecek olması. Bunu bir başka şekilde izah etmek gerekirse, önümüzdeki süreçte farklı gelişmeler yaşanmazsa ve Millet İttifakı seçimlere ortak bir aday ile katılırsa, İYİ Parti seçmeni de HDP seçmeni de Erdoğan’ın karşısına konulacak aynı aday için oy verecek.
Üçüncü kategorinin büyük çoğunluğunu 2023 seçimlerinde ilk kez oy verecek, 20 yıl öncesi Türkiye hakkında kitaplarda okuduklarının dışında bir şey bilmeyen, dijital dünya bağımlısı, özellikle muhalefetin üzerine çok oynadığı “Z kuşağı” oluşturuyor. Maalesef bu kitle, sosyal meydada çokca zaman geçiren, “algı kurbanı” olmaya ve duyduklarının etkisinde kalmaya en müsait gençleri temsil ediyor. Peki neden bu kategori de en az ilk ikisi kadar önemli ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendisine “gençlerin demokrat amcası” lakabını takacak kadar bu kategoriye önem veriyor ? Çünkü 2023 seçimlerinde 64 milyon seçmenin 18 milyonunu yani yüzde 16’sını bu kesim oluşturacak. Bu oran 2018 Genel Seçimleri’nde sadece yüzde 7’ydi! Tabii ki her ne kadar bugün gençlerin sempatisini kazanmak için CHP'nin öne çıkan birçok ismi Twitter, Facebook, Youtube, TikTok hatta Twitch gibi farklı mecralarda sosyal medya fenomenleri ile röportajlar yapsa da arşivler CHP'nin milletvekili seçilme yaşının 18'e düşürülmesine bile karşı çıktığını unutmuyor. Tekrar konunun özüne dönmek gerekirse, milyonlarca gencin YKS sınavına saatler kala, gençler arasında “Abi duydun mu, Katarlı gençlere Türkiye’de sınavsız tıp eğitimi hakkı verilecekmiş!” gibi kirli bir yalanın viral bir şekilde yayılmasına sebep olmuş muhalif basın, kuşkusuz seçimlerin gerçekleştirileceği son güne kadar algı operasyonlarına devam edip gençlerin iktidara tepki duymasına yol açacaktır. “Gençler artık yurt dışında bir hayat hayali kuruyor” algısının her geçen gün güç kazandığı ülkemizde, iktidar ise sosyal medya yönetiminde olduğu kadar gençlerin dilini anlayıp konuşmakta da başarısız bir performans sergiliyor.
2023 seçimlerinde her 3 kategorinin de belirleyici bir rol oynayacağı aşikar.
İktidarın seçimleri kazanması için hala bir umut mevcut. Ancak bunun için yukarıda da bahsettiğim ekonomik sorunlara bir çare bulunarak halkın cebi rahatlatılmalı, birleştirici sivil bir anayasa ile ülkedeki sosyal huzur, demokrasi ve insan hakları pekiştirilmeli, gerçekleştirilen icraatler çok daha etkili bir dille halka anlatılmalı, “güçlü ve bağımsız Türkiye dava bilinci” daha keskin bir dille izah edilmeli, sosyal medya düzenlemesi ile yalan haber ve algıların önü kesilmeli, parti teşkilatı mensuplarının sosyal medyayı etkili kullanmaları sağlanmalı ve sosyal medyada psikolojik üstünlük elde edilmeli, gençlerin talep ve sıkıntılarına kulak vererek gençlerle iletişim güçlendirilmeli ve artık halkın genelinde soru işaretleri oluşturan mülteci meselesi, yeni nesilleri tehdit edecek boyuta ulaşmış ekolojik felaketlere karşı alınan tedbirler gibi önemli konular halka anlaşılabilir bir dille açıklanarak insanların kafalarındaki soru işaretleri giderilmelidir.
Hepimiz 2023 seçimlerinde tencerenin mi, algının mı yoksa dava bilincinin mi daha belirleyici olacağını göreceğiz.
Ancak o zamana kadar unutulmamalıdır ki verilecek her “iktidara ceza oyu” ülkeyi belki de bir daha hiç geri dönüşü olmayacak bir çıkmaza sürükleyebilir.
öznur hanım size türkiyeden selamlar , biz sizi gerçekten çok seviyoruz, gerek duruşunuzla gerek söyleşilerinizle gurur duyuyoruz .
körü körüne seçmen şeklindeki belirtmiş olduğunuz kesimlere bir nebze katılmıyorum , sebebini dilim döndüğünce anlatmaya çalışıcam , bir kısım seçmene katılırken diğer bir taraftakinin körü körüne olduğunun durumuna katılmıyorum ,
ortada batı destekli ve gayetten vatanını biranda satabilecek potansiyele ulaşmış bir muhalefet var , bunu zaten 15 temmuz gibi zor zamanlarımızda gördük . k.kışındaroğlu gibi bir sahtekar bu kadar yalan , icraatsiz , yüzsüzlükten sonra hala inanan ve m.kemal'in yolunda sanan ve körü körüne hala umutsuzca oy veren seçmenler var , bu doğrumu ;
Diğer seçmen tarafa bakıcak olursak ;
ortada yapılmış hizmetler var , ben neresinden başlıyıp anlatayım bilmiyorum , örne…
Tespitlerinizin tamamına katılıyorum. Bizler sıradan vatandaşlar olarak bu tespitleri yapabiliyorsak, işleri siyaset olan Ak parti yöneticileri de bu gerçeklerin farkındadırlar diye düşünüyorum. Ekonomideki yangının söndürülmesi, dışa bağımlı üretim maliyetlerimizi ve enerji girdilerimizi düşürmeden mümkün görülmüyor. Karadeniz'deki dg keşiflerinin, Akdeniz deki hidrokarbon yataklarında yapılacak muhtemel keşiflerin, sanayi ve milli savunma alanında yapılan yerlileştirme oranlarının ekonomimize yansıması bir iki yılda ( yani seçimlerden önce) gerçekleşmeyecek. Yani mutfaktaki yangın bir süre daha devam edecek.
Bu durumda bence yapılması gereken iki önemli iş var.
Birincisi, sosyal medya aracılığıyla yayılan yalan haber ve algı operasyonlarının önünü kesecek tedbirlerin çok acil ve hızlı bir şekilde hayata geçirilmesidir.
İkinci önemli iş de, yapılan hizmetlerin, tüm toplum kesimlerine ulaşacak şekilde tanıtılması ve anlatılmasıdır. İstanbul'da daha önceden yapılmış ya…
Altına imzamı atacağım bir yazı olmuş. Eksik olan konu ise aşı, test zorlaması. Çok zorluyorlar insanları hele çocuklara el atılırsa tepki çoğalır buda sandığa yansır. Kaleminize sağlık. İnşallah Reise okuturlar yazınızı. Zor gerçi etrafını sardılar onunda. Allah kolaylık versin Ona.
20 yıldır hem içerden hem dışardan her türlü yalanı, planı yolu deneyerek çeşitli darbe kalkışmaları yaparak AkpaRTE'yi deviremediler ama maalesef aşı-pcr karşıtlığı, fiyat artışı ve mülteci akışına tez zamanda çözüm bulamazsa Allah muhafaza AkpaRTE kendi eliyle kendini bitirecek gibi gözüküyor...
Bence iktidar 2023 seçimlerinden önce;
Pazardaki fiyat ateşini düşürmeli,
Mülteci sorunun bir şekilde çözmeli
Aşı-PCR konusunda halkı ikna etmeli
EYT ve 3600 ek gösterge ve süresiz nafaka konularını halletmeli
Sosyal medyayı çok aktif kullanmalı, bu doğrultuda (olmayan) troll ordusu kurmalı ve gündemi bu ekip belirlemeli
En önemlisi (çok geç kalınmış olsa da) İngilizlerin yazdığı Kamalist yetiştiren resmi CHP tarihi sil baştan yeniden yazılmalı yerli, millî ve ahlaki değerler öğretilmelidir. Aksi halde AkpaRTE'nin işi zor.
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı TKP’li Mehmet UÇUM ve ekibi tarafından hazırlanan 703 sayılı KHK ile AK Parti tarafından atanmış olan biz üst düzey yöneticiler yine kendi Bakanlarımız tarafından görevlerinden alınıp “Bakanlık Müşaviri” yapıldık ve sürüldük. Yerimize Fetöcüleri/Solcuları atadılar. Şu anda Reisi ve ekibini sırtından vuran güçlü bir yapı var. Her kurumda mevzuat hazırlayan ekip ile Cumhurbaşkanlığına intikal eden mevzuatı inceleyip imza için makama arz eden ve Resmi Gazetede yayımlanmasını sağlayıp her konuda ve her yerde sıkıntı ve kaos yaşatan ekiplerin arasında organik bir bağ mevcuttur!
Sayın Cumhurbaşkanının Resmi Gazeteye gönderilen her yasal düzenlemeyi tek tek incelemesi mümkün olamayacağı için hazırlanmış olan metin içeriğinde herhangi bir sorun olmadığı beyan edilerek imzalatılmaktadır. İmzalanıp Resmi Gazetede yayımlanan mevzuat kaos yaratınca Sayın Cumhurbaşkanından yaşanmakta olan sıkıntılar…